1/6/2009 - Bana gelen e mail...
( Babası öldü. Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu. Tutuklandı. Hapse atıldı. Sürüldü. İşsiz kaldı. Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne; 'Harcamalarım fazla değil, zira gelirim hep az.' Hastalandı, böbreklerinden. Vuruldu, göğsünden. Mesleğinden atıldı. İdama çarptırıldı. Kardeşleri öldü. Çocuğu olmadı. Boşandı. Karaciğeri iflas etti.
Evet... Mustafa Kemal Atatürk bu...
Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın...
Anlatın ki, o yetimin, evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.
Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan ibaret değil çünkü...
Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.
İşte liste yukarıda.
Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse gelmiş...
Bunu anlatın...
Direnen, teslim olmayan ruhu anlatın .. Korkmasınlar engellerden. Korkmasınlar yalnız kalmaktan. Korkmasınlar işsizlikten... Korkmasınlar parasızlıktan. Korkmasınlar alçaklardan. Korkmasınlar doğrulardan.
Yürek dediğin... Sadece organ değil Bunu anlayın !!! AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldirilmasini protesto ediyoruz!!!
Ulusal bilincimizi yavaş yavaş yok etmelerine izin vermek istemiyorsanız bu elektronik postayı iletebileceğiniz kadar iletin !!!
Bir Anı ...
İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler... Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk'ün kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır. Yaveri; 'Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde, niye böylesiniz?' der. 'Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı. Setremi yastık yaptım üşüdüm. Uyumadım kalktım' der. Yaveri; 'Aman paşam! Birimize haber verseydiniz. Hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik' der ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir; 'Geç fark ettim. Hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam degil, milletimin rahat uyumasi ..'
ATAMIZ SAYESİNDE ÖYLE RAHAT UYUYORUZ Kİ...
|
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/6/2009 - Bana gelen e mail...
( Babası öldü. Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu. Tutuklandı. Hapse atıldı. Sürüldü. İşsiz kaldı. Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne; 'Harcamalarım fazla değil, zira gelirim hep az.' Hastalandı, böbreklerinden. Vuruldu, göğsünden. Mesleğinden atıldı. İdama çarptırıldı. Kardeşleri öldü. Çocuğu olmadı. Boşandı. Karaciğeri iflas etti.
Evet... Mustafa Kemal Atatürk bu...
Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın...
Anlatın ki, o yetimin, evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.
Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan ibaret değil çünkü...
Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.
İşte liste yukarıda.
Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse gelmiş...
Bunu anlatın...
Direnen, teslim olmayan ruhu anlatın .. Korkmasınlar engellerden. Korkmasınlar yalnız kalmaktan. Korkmasınlar işsizlikten... Korkmasınlar parasızlıktan. Korkmasınlar alçaklardan. Korkmasınlar doğrulardan.
Yürek dediğin... Sadece organ değil Bunu anlayın !!! AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldirilmasini protesto ediyoruz!!!
Ulusal bilincimizi yavaş yavaş yok etmelerine izin vermek istemiyorsanız bu elektronik postayı iletebileceğiniz kadar iletin !!!
Bir Anı ...
İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler... Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk'ün kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır. Yaveri; 'Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde, niye böylesiniz?' der. 'Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı. Setremi yastık yaptım üşüdüm. Uyumadım kalktım' der. Yaveri; 'Aman paşam! Birimize haber verseydiniz. Hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik' der ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir; 'Geç fark ettim. Hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam degil, milletimin rahat uyumasi ..'
ATAMIZ SAYESİNDE ÖYLE RAHAT UYUYORUZ Kİ...
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/5/2009 - Banyo sanatı
|
|
|
| BANYO ZEMİNİNE RESİM YAPILMIŞ!!!
DÜŞÜNÜN Kİ BİR PARTİYE DAVETLİSİNİZ... KAFA DA HAFİF ÇAKIRKEYİF .....
Yüksek bir bina onuncu kattasınız.....
VE TUVALETE GİTMENİZ GEREKİYOR...
Kapıyı açıyorsunuz... HATIRLAYALIM ZEMİN SADECE ÜZERİNE RESİM YAPILMIŞ BİR ZEMİN !
ADAMIN NEFESİNİ KESİYOR DEĞİL Mİ.....?
Aşağıdaki resmi yavaşça yukarı kaydırarak bakın.
.........
 Bu görüntü kafanızı karıştırır mıydı??? Bu banyoya girmeye cesaret edebilir miydiniz???
|
Muhteşem Tuvalet
HANIMEFENDİ TUVALETE GİRMEYE HAZIRLANIYOR!!!!
Burası Houston (ABD) deki bir umumi tuvalet :

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/5/2009 - LUTFEN ÇOK DIKKATLI OLUN...
Sevdiğiniz / Sevmediğiniz herkese ulaştırın! Benim tüylerim ürperdi Bir genç cumartesi gecesi bir partiye gidiyor. Çok eğleniyor, birkaç bira içiyor Partiden tanıştığı bir kız ondan çok etkilenmiş görünüyor ve onu başka bir partiye davet ediyor Hemen kabul ediyor ve diğer partinin gerçekleştiği yerde birkaç bira daha içiyor ve daha sonra anlaşıldığı üzere birileri buna uyuşturucu veriyor (hangi uyuşturucu olduğu blinmiyor).
Daha sonra bu genç uyandığında içi buzla doldurulmuş bir küvette Çırılçıplak olduğunu anlıyor. Hala içkinin etkisinde olduğunu hissediyor ve etrafına baktığında yalnız olduğunu anlıyor, etrafına bakıyor göğsünde rujla yazılmış bir kâğıt olduğunu fark ediyor Kâğıtta şöYLE yazıyor:'112'yi ara yoksa öleceksin!'. Küvetin yakınında bir telefon görüyor ve hemen 112'yi arıyor Ama nerede olduğunu, ne içtiğini, kimlerle olduğunu bilmediğini söylüyor Operatör hemen ona küvetten çıkmasını ve bir aynanın karşısına geçmesini söylüyor Genç, göğsünde hiçbir anormallik görmüyor ama Operatör sırtına bakmasını söyleyince, sırtında 2 tane büyük yarık olduğunu fark ediyor. Bunun üzerine operatör, onun tekrar buz dolu küvete dönmesini ve orada ambulansı beklemesini söylüyor Hastanede yapılan incelemeden sonra, onun 2 Böbreğinin çalınmış olduğu anlaşılıyor Her bir böbrek karaborsada 10.000 Dolar ediyor ( gencin bundan haberi yok tabii ). Daha sonra anlaşıldığına göre: 2. parti tamamen sahte, bu işe karışan insanların çok iyi tıbbi bilgileri var ve verilen uyuşturucu eğlence amacını içermiyor Şu anda bu genç hastanede, onu yaşamda tutan bir alete bağlanmış durumda ve hala dokularına uygun bir böbrek bekliyor Mafya profesyonellerle çalışıyor< BR> Büyük şehirlerde aktif durumda çok böyle grup olduğu biliniyor New Orleans, New York ve bir söylentiye göre İstanbul ve Ankara'da da faaliyet gösteriyor Bu mafya çok iyi örgütlenmiş ve finanse edilmiş. 112 bu suçu artık tanıdığından dolayı, kişileri hemen aynaya yönlendirerek, olayın boyutunu anlamaya çalışıyor Lütfen bu hikâyeyi tanıdığınız herkese anlatınız bu herkesin başına gelebilir Hukuk Fakültesinde okuyan bir arkadaşımdan dün bir Çay muhabbeti esnasında bunu dinledim Sultanahmet civarında bir çay bahçesinde oturuyormuş Bir çay söylemiş. Yan masaya iki adam oturmuş ve onlar da çay söylemişler Çaylar gelmiş, çayı 2 adama uzatan garsona, adamlar 'yok' demişler, 'delikanlıya ver', daha önce geldi kendisi' Delikanlıyla 'yok, siz için' vs. gibisinden ufak Şakalaşmalar olmuş Çaylar yudumlanırke n 2 adam yemekte oldukları Bisküvilerden delikanlıya uzatıp 'buyurun, alın'demişler Delikanlı da kıramamış ve birkaç tane alıp yemiş. Daha sonra otobüsüne binmek için oradan kalkmış Otobüse bineceği sırada uykusu gelmeye başlamış, etrafına baktığında çay bahçesindeki adamların kendisini izlediğini fark etmiş ve telaşa kapılmış Çoğu kimsenin bildiği, Hukuk Fakültesi öğretimüyelerinden birinin de anlattığı bir 911 vakası aklına gelmiş: ( Böbrekleri çalınan birisi ). Her neyse... Hemen kendisini alması için arkadaşına telefon etmiş. Arkadaşı gelmiş ve hastaneye gitmişler. Doktorun sözleri: Eğer eve gitmiş olsaydın bir daha uyanamazdın.
Çünkü sana verilen uyku ilacı dozajı öldürücü düzeyde!' Bence mümkün olduğu kadar forward edelim!!!!
Psk. Emel Kalınkılıç NOT: Kendinizi, sevdiklerinizi, yakınlarınızı düşünün!
Olacak şey değil demeyin... !!! Bilgilerinize. .. Okuyun ve tanıdıklarınıza da anlatın. YER ISTANBUL.... Bir genç deniz kenarında, bankta yorgunluğunu atmak için oturmaktadır. Bir müddet tek başına oturduktan sonra 20–22 yaslarında baksa bir genç yanına gelerek bankın diğer ucuna oturur. 2-3 dakika sonra bu gencin arkadaşları olduğu anlaşılan iki akranı daha gelir ellerinde 3 bardak çayla... Gençler birer bardak kendileri alırlar ve 3.bardağı daha önceden gelip oturmakta olan diğer arkadaşlarına ikram ederler.. Fakat yoğun ısrarlara rağmen arkadaşlarına çayı sevmediğini zaten bildikl erini, bu yüzden de o çayı boşa aldıklarını söyleyerek reddeder... O zamana kadar hiç bir diyaloga girmedikleri arkadaşıma dönerek: 'yaa hocam bu çayı aldık ama arkadaş içmeyecek... bari sen iç de israf olmasın' derler.. İlk basta reddetse de ısrarlara dayanamayıp çayı alır ve içmeye baslar.. Bu arada 3'lu, ne kadar yan yana olsalar da arkadaşımdan bağımsız olarak koyu bir sohbete dalmıştır.. çayın sonlarına doğru baş dönmesi hissetmeye başlar, tabii o an anlar başına bir bela aldığını.. üçü ise sohbetlerine bununla ilgilenmeden hala devam etmektedirler. . Baş dönmesi ve halsizlikle olduğu yerde durmaktadır. . Bir an kendine gelip bunlardan uzaklaşması gerektiğini düşünerek ayağa kalkar ve biraz ilerdeki otobüs durağına zorda olsa varır.. Fa kat 3'lu de bununla birlikte harekete geçmiş ve durağa gelmiştir... Otobüse binip koltuğa oturduğunda üçü de otobüse binip bunu rahatça görebilecekleri bir yere oturur.. Fakat bu arada artik neredeyse bilincini kaybetmek üzeredir.. Büyük bir gayretle cep telefonunu çıkarıp (teknolojinin gözünü seveyim) arkadaşını arar, başına böyle bir iş geldiğini, o an otobüste olduğunu,falanca durakta ineceğini söyler.. Durağa geldiğinde iner ve arkadaşının kucağına bayılır. . Arkadaşı ise bununla beraber inen 3'lüden şüphelenir. o an orda devriyede bulunan polise durumu bildirir Birlikte hemen bir taksiye binip hastaneye giderler.. Acilde doktorlar imdada yetişir ve arkadaşının yanına gelerek: Arkadaşın intihar mı etti?' diye sorar. Neden böyle bir şey sorduğunu sorar doktora. Doktor; ' aşırı dozda ilaç almış. Geciks eydiniz kurtaramayabilirdik ' diye cevap verir.. İşin daha ilginci ve can âlici noktasıysa bunların yakalanamaması bu 3'lünün ORGAN MAFYASI çetelerinden olduğu anlaşılır Yani hala ortalıklarda geziniyorlar. İzmit depreminde ölülere musallat olan organ mafyaları, işi daha da ileri götürerek canlı insanların peşine düşmektedir... Bu yasanmış bir olay.. Herkesin çoluğu çocuğu ve yakınları var, özellikle İstanbul' Ankara' İzmir' dikkat etsin... Savaş, ekonomi, Kıbrıs derken hayatin detayları çok korkunç olabiliyor. Sağlıklı ve kazasız belasız günler dilerim.. TANIMADIGINIZYABANCI KISILERDEN NE KADAR KALABALIK BIR ORTAMDA DAHI OLSANIZ KESINLIKLE YIYECEK, ICECEK V.S. KABUL ETMEYIN. .. ARTIK INSANLAR ÖLÜ -CANLI INSAN HAYVAN DEMEDEN ACIMASIZCA KATLEDİP PARAYA ÇEVİRMEYE BAKIYORLAR.. . BU MAİLİ TÜM SEVDIKLERINIZE, TANIDIKLARINIZA ILETIN. MAIL OKUYACAK DURUMDA OLMAYANLARA VE AILELERINIZE SOZLU OLARAK ANLATIN... LUTFEN ÇOK DIKKATLI OLUN... GaziUniversitesi Tip Fakultesi Prof.Dr.Murat SEVENCAN
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/5/2009 - GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR TESBİT-İ YAKLAŞIM ...:))
Not: Hediye hanım'a bu e maili gönderdiği için teşekkür ediyorum...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/5/2009 - Akıl İle Zekanın Farkı
Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.
Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.
Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.
'Ah şimdiki aklım olsaydı' lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.
Bir şeyin içeriğini anlamamak 'akıl erdirememek' olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye 'bir tek o akıl etti' denilir. Birine bir yol göstermek ona 'akıl vermek'tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak 'akılda tutmak'tır. 'Akılsız' tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.
Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.
Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.
Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere 'müzik dehası' diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.
Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/5/2009 - Ne yapardiniz?
Ne yapardiniz?... kararı siz verin. Komik bir cumle beklemeyin, cunku yok.Yine de okuyun. Sorum su: Ayni karari siz verir miydiniz?
Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması gereken şeyler nerede?'
Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.
Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'
Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:
Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler. Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?' Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu. Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.
Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.
Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.
Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.
Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.
Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı. Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.
Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.
Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'
Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'
Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.
'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek, 'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.
Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.
Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt ediyorlar.
Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yaratabileceğimiz inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor 'doğal olan şeyleri' gerçekleştirmek için.
Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/5/2009 - FARK ETMELİ İNSAN
>> FARK ETMELİ İNSAN <<
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli. Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı k apalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli. Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan
Hayvanl arın yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli. Yaratılmışların en güzeli oldu ğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan..... Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür...
O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür....
(Can Yücel)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/5/2009 - Huzur Icin Kücük Sırlar
Huzur Icin Kücük Sırlar
· Ufak şeyleri dert etmeyin! · Erkenden kalkmaya alışın! · Hayatı olduğu gibi kabul edin! · Tenkit etme isteğinizi bastırın! · Bırakın ara sıra canınız sıkılsın! · Rastgele iyilikler yapmaya çalışın! · Başkalarını suçlamayı artık bırakın! · Her şeye hâkim olmaya çalışmayın! · Kusursuz olamayacağınızı kabullenin! · Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın! · Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun! · Konuşmadan önce derin bir soluk alın! · İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin! · Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun! · Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın! · Beterin beteri vardır, her hâlinize şükredin! · Olağan şeylerdeki olağanüstünlüğü arayın! · Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın! · Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın! · Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın! · Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın! · Öfkeniz kabarmaya başlayınca 10'a kadar sayın! · Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün! · Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın! · Her gün biraz vaktinizi, minnettarlık için harcayın! · Gördüğünüz her şeyde Yaradanın izini unutmayın! · Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin! · İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın! · Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin! · Sahip olmak istediğinizi değil, elde ettiğinizi düşünün! · Daha fazlası daha iyidir, diye düşünmekten vazgeçin! · Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin! · Unutmayın ki, insan edindiği huylardan meydana gelir! · Sevgi kapasitenizi geliştirip, hayatınızı sevgi ile doldurun! · Gerçeği olduğu gibi kabul edin, çünkü hayat âdil değildir! · Ölünce, yapılacak işler listesinin dolu olacağını unutmayın! · Unutmayın, 100 yıl sonra burada bambaşka insanlar olacak! · Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüyeceğini ve ilerde dağ gibi meseleler çıkaracağını göz önüne alın!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/5/2009 - Öğrendim ki...
TÜM DOSTLARIMA,Öğrendim ki... Kimseyi Sizi sevmeye zorlayamazsiniz. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karsi tarafa birakirsiniz. Öğrendim ki... Güveni gelistirmek yillar aliyor, Yikmak bir dakika.
Öğrendim ki... Hayatinda nelere sahip oldugun degil Kiminle oldugun onemli. Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kiyaslamak degil Kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir. Öğrendim ki... İnsanlarin basina ne geldigi degil O durumda ne yaptiklari onemli.
Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her isin iki yüzü var.
Öğrendim ki... Olmak istedigim İnsan olabilmem Cok vakit aliyor. Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrilman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki... 'Bittim' dedigin andan itibaren Pilinin bitmesine daha cok var. Öğrendim ki... Bazi insanlar sizi cok seviyor Ama bunu nasil gösterecegini bilemiyor. Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazilari hic karsilik vermiyor. Öğrendim ki... En iyi arkadasla sıkıcı an olmaz.
Öğrendim ki... Düştüğün anda Seni tekmeleyecegini düşündüklerinden bazilari Kaldirmak icin elini uzatir.
Öğrendim ki... İki insan ayni seye bakip
Tamamen farkli seyler görebilir. Öğrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir. Öğrendim ki... Duvarda asili diplomalar İnsani insan yapmaya yetmez. Öğrendim ki... Ask kelimesi ne kadar cok kullanilirsa, anlam yükü o kadar azalir.
Öğrendim ki... Karsisindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin nereden gectigini bulmak zor.
Öğrendim ki... Gercek Arkadaslar arasina mesafe girmez. Gercek Aşklarin da ! Öğrendim ki... Ne kadar yakin olursa olsunlar En iyi Arkadaşlar da ara sira üzebilir. Onlari affetmek gerekir. Öğrendim ki... Bazen başkalarini affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki... Yüreginiz ne kadar kan ağlarsa ağlasin Dünya Sizin icin dönmesini durdurmuyor. Öğrendim ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar sürüyor..
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
aradığınız her şey burada
Kategoriler
Arkadaşlarım
• hurulayn • dungeon dungeon • eyup topcu • woelfin Barış • aysunsay • balkovani • nurla • bloving • stallion • rabiayuksel • alikeser • ilhankoruyucu • beyazgulalev • Blogcu Yardım • meralsa • filiz70 • semvayt • mavidiken • nursalkimi • myingilizce • ozelegitimsinifi • gerceksevda • yeditube • filamentinpenceresi
Diğer Arkadaşlarım
 Free Website Counters
|
Online
Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız
|
|